|
AÇIKLAMALARDA NELER VAR ?
Bu yazıda 1.1.1999 tarihinden
itibaren yürürlüğe giren üçer aylık kazançlar üzerinden hesaplanacak olan geçici
vergi uygulaması ile ilgili açıklamalar bulacaksınız.
Konuya ilişkin ayrıntılı
açıklamalar ise 27.12.1998 tarih ve 23566 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 217 Seri
No'lu Gelir Vergisi Genel tebliğinde yer almaktadır.
GEÇİCİ VERGİ NEDİR?
"Geçici vergi" gelir ve
kurumlar vergisi mükelleflerinin cari vergilendirme dönemlerinin gelir ve kurumlar
vergisine mahsuben üçer aylık kazançları üzerinden hesaplanıp ödenen bir peşin
vergi uygulamasıdır.
KİMLER GEÇİCİ VERGİ
ÖDEYECEKTİR ?
Basit usulde vergilendirilenler
hariç ticari kazanç sahipleri, serbest meslek erbabı ve kurumlar vergisi mükellefleri
geçici vergi ödemek zorundadırlar.
· Adi ortaklıklar ve kollektif
şirketler ile adi komandit şirketler ortaklık olarak gelir veya kurumlar vergisi
mükellefi olmadıklarından geçici vergi mükellefi de değildirler. Ancak, adi
ortaklıklar ile kollektif şirketlerde ortakların, komandit şirketlerde komandite
ortakların şirketten aldıkları kazançlar, şahsi ticari veya mesleki kazanç
sayıldığından geçici verginin konusuna girmektedir.
· Türkiye'de işyeri veya daimi
temsilcisi bulunan dar mükellefiyete tabi kurumlar, bu faaliyetleri dolayısıyla geçici
vergi ödeyeceklerdir.
HANGİ KAZANÇLAR GEÇİCİ
VERGİ KAPSAMINA GİRMEZ ?
· Senelere sari inşaat ve onarma
işi yapan mükellefler ile noter bulunmayan yerlerde Adalet Bakanlığınca geçici
yetkili noter yardımcısı olarak görevlendirilenler, bu kazançları dolayısıyla
geçici vergi ödemeyeceklerdir. Ancak, söz konusu mükellefler, senelere sari inşaat ve
onarma veya geçici yetkili noter yardımcılığı işlerinden elde ettikleri
kazançları dışında kalan ticari veya mesleki kazançları için geçici vergi ödemek
zorundadırlar.
· Zirai kazançlar, ücret, menkul
ve gayrimenkul sermaye iradı, diğer kazanç ve iratlar geçici vergi kapsamında
değildir.
GEÇİCİ VERGİ DÖNEMLERİ
NELERDİR?
Geçici vergi, ilgili hesap
döneminin üçer aylık dönemleri itibariyle beyan edilecektir. Buna göre, bir hesap
dönemi ile ilgili olarak 4 ayrı geçici vergi dönemi söz konusudur. Geçici vergi
dönemleri, hesap dönemi takvim yılı olanlar ile kendilerine özel hesap dönemi tayin
edilenler bakımından farklılık göstermektedir.
GEÇİCİ VERGİ DÖNEMLERİ
(HESAP DÖNEMİ TAKVİM YILI OLANLAR)
Hesap dönemi takvim yılı olan
mükellefler için geçici vergi dönemleri aşağıdaki gibidir:
Birinci dönem; Ocak-Şubat-Mart,
İkinci dönem;
Nisan-Mayıs-Haziran,
Üçüncü dönem;
Temmuz-Ağustos-Eylül,
Dördüncü dönem;
Ekim-Kasım-aralık.
Geçici vergi dönemleri üçer
aylık olmakla birlikte, beyan edilecek kazancın hesaplanmasında 3,6,9 ve 12 aylık mali
tablolar esas alınacaktır.
GEÇİCİ VERGİ DÖNEMLERİ
(ÖZEL HESAP DÖNEMİ TAKVİM YILI OLANLAR)
Kendilerine özel hesap dönemi
tayin edilen mükellefler için geçici vergi dönemleri, özel hesap döneminin
başlangıç tarihinden itibaren üçer aylık dönemler olacaktır.
Kendilerine özel hesap dönemi
tayin edilmiş gelir ve kurumlar vergisi mükellefleri, 31/12/1998 tarihi itibariyle
içinde bulundukları üç aylık dönemi takip eden dönemden başlayarak geçici vergi
ödeyeceklerdir.
ÖRNEK : Hesap dönemi 1
Ağustos-31 Temmuz olan bir kurum, 31.12.1998 tarihinde içinde bulunduğu
kasım-Aralık-Ocak dönemini takip eden Şubat-Mart-Nisan döneminden itibaren yeni
sisteme göre geçici vergi ödeyecektir.
İŞE BAŞLAMA, İŞİ BIRAKMA
VE HESAP DÖNEMİNİN DEĞİŞMESİ
İşe başlama, işi bırakma veya
hesap döneminin değişmesi gibi üç aydan kısa olan vergilendirme dönemlerinde;
· İşe başlamada, işe
başlanılan tarihin içinde bulunduğu dönemin sonuna kadar olan süre,
· İşi bırakma veya tasfiye
hallerinde işin bırakıldığı veya tasfiyeye girildiği tarihe kadar olan süre,
· Hesap döneminin değişmesi
halinde yeni hesap döneminin başladığı tarihe kadar olan süre,
Ayrı bir geçici vergi dönemi
kabul edilecektir.
ÖRNEK: Öteden beri hesap dönemi
takvim yılı olan bir mükellefe, isteği üzerine 1 Mayıs-30 Nisan Özel hesap dönemi
olarak tayin edilmiştir. Geçici vergi uygulamasında, bu mükellefin ilk özel hesap
döneminin başına kadar olan dört aylık sürenin ilk üç ayı bir vergilendirme
dönemi, kalan bir aylık süre (1 Nisan- 30 Nisan) ise ayrı bir vergilendirme dönemi
olarak kabul edilecektir. Buna göre, özel hesap döneminin başladığı 1 Mayıs
tarihinden 31 Temmuz tarihine kadar olan süre, özel hesap dönemine ilişkin ilk geçici
vergi dönemi olacaktır.
GEÇİCİ VERGİYE ESAS KAZANCIN
TESPİTİNDE UYULACAK ESASLAR NELERDİR?
Mükellefler geçici vergiye tabi
kazançlarının belirlenmesinde aşağıda belirtilen hususlara uymak zorundadırlar.
· Ticari veya mesleki kazancın
tespitine ilişkin olarak Gelir Vergisi Kanununda yer alan hükümler.
· Kurumlar vergisi
mükelleflerince, Gelir Vergisi Kanununun ticari kazanç hakkındaki hükümlerinin yanı
sıra safi kurum kazancının tespitine ilişkin olarak Kurumlar Vergisi Kanununda yer
alan hükümler.
· Geçici vergiye ilişkin kazanç
üçer aylık dönemler itibariyle ve kümülatif esasta hesaplanacaktır.
· Vergi Usul Kanununda yer alan
değerlemeye ilişkin hükümler.
Geçici vergiye ilişkin
kazançların hesaplanmasında da, dönemsellik esasına uyulacaktır. Örneğin, ilk üç
aylık kazancın tespitinde 1 Ocak tarihinde ödenen 1 yıllık kira bedelinin, sadece ilk
üç aya isabet eden kısmı dikkate alınacaktır.
DEĞERLEME YAPILIRKEN DİKKAT
EDİLECEK HUSUSLAR NELERDİR?
· Geçici vergiye tabi
kazançların tespitinde yabancı paralar ile yabancı para cinsinden olan alacak ve
borçların değerlemesinde T.C. Merkez Bankasınca Resmi Gazete'de geçici vergi
döneminin kapandığı tarih itibariyle yayımlanan döviz alış kurları esas
alınacaktır.
· Mükellefler, geçici vergiye
tabi kazançların tespitinde, isterlerse vadesi gelmemiş senede bağlı borç ve
alacaklarını değerleme gününün kıymetine getirebileceklerdir.
· Herhangi bir geçici vergi
döneminde matrah tespiti sırasında reeskont yapılması halinde izleyen dönemlerde
veya hesap dönemi sonu itibariyle reeskont yapılması zorunlu değildir.
· Geçici vergi uygulamasında da,
alacak senetlerini reeskonta tabi tutanlar borç senetleri için de aynı uygulamayı
yapmak zorundadırlar.
· Şüpheli hale gelen alacaklar
için değerleme günü itibariyle karşılık ayırma şartlarının bulunup
bulunmadığına bakılarak, şartların gerçekleşmesi halinde karşılık
ayırabilecektir. Şüpheli hale gelen alacağın içinde bulunduğu hesap dönemini
aşmamak üzere geçici vergi dönemlerinden herhangi birinde karşılık ayırmak
mümkündür.
· Yeniden değerleme işlemi,
Bakanlığımızca üç aylık dönemler itibariyle açıklanacak yeniden değerleme
oranı kullanılmak suretiyle yapılacaktır. Hesap dönemi takvim yılı olan
mükelleflerin 1999 yılının birinci üç aylık geçici vergi döneminde
uygulayacakları yeniden değerleme oranı %9,7'dir.
· Kendilerine özel hesap dönemi
tayin edilen mükelleflerden hesap dönemi 1998 yılında başlayanlar bu yıl için ilan
edilen yeniden değerleme oranını dörde bölmek, hesap dönemi 1999 yılında
başlayanlar ise sırayla bu yıla ilişkin geçici vergi dönemleri itibariyle
belirlenecek oranı kullanmak suretiyle yeniden değerleme yapacaklardır.
· Örneğin, hesap dönemi 1
Ağustos - 31 Temmuz olan bir mükellef, Ağustos-Ekim 1999 geçici vergi dönemi için
%9,7 oranını, Kasım 1999-Ocak 2000 dönemi için ise 1999 yılı ikinci geçici vergi
dönemine ilişkin oranı dikkate alacaktır.
· Yeniden değerleme uygulamasına
istenilen geçici vergi döneminde başlanılabilecek ancak bu tercih hesap dönemi sonuna
kadar değiştirilemeyecektir.
· Mükellefler yıllık olarak
hesaplayacakları amortisman tutarının ilgili döneme isabet eden kısmını geçici
vergiye ilişkin kazançlarının tespitinde dikkate alabileceklerdir. Yıl içinde
iktisap edilen amortismana tabi iktisadi kıymetler için yıllık olarak ayrılabilecek
amortisman tutarından kazancın ilgili olduğu döneme isabet eden kısım dikkate
alınacaktır.
· Geçici vergi döneminin son
gününde aktifte bulunan kıymetler için yıllık amortisman hesaplanacak ve bu tutarın
ilgili geçici vergi dönemine ait kısmı vergi matrahından indirilebilecektir.
· Amortisman uygulamasında
yıllık olarak seçilen usul geçici vergi dönemlerinde de geçerli olup,
değiştirilmeyecektir.
· Binek otomobillerin amortismana
tabi tutulmasına ilişkin hüküm geçici vergiye ilişkin kazancın tespitinde de
dikkate alınacaktır.
· Matrah hesaplaması sırasında
dönem sonu mal stokları kayıtlar üzerinden tespit edilebilecektir.
· İster kaydi, ister fiili
envanter sonucu tespit edilmiş olsun dönem sonu mal mevcutlarının değeri Vergi Usul
Kanununda yer alan değerleme hükümlerine göre tespit edilecektir.
HANGİ İNDİRİM VE
İSTİSNALAR DİKKATE ALINACAKTIR?
· Yılık gelir ve kurumlar
vergisi beyannamesi üzerinden yararlanılabilen istisnaların tamamından geçici vergi
beyannamesinde de yararlanılabilecektir.
· İndirim ve istisnalardan
yararlanma belli şartlara bağlanmışsa, bu şartların yerine getirilip getirilmediği,
ilgili geçici vergi döneminin son günündeki duruma göre belirlenecektir.
· Geçmiş yıl zararları genel
hükümler çerçevesinde indirilebilecektir.
· Geçici vergi dönemlerinde
yeniden değerleme yapılması veya LİFO stok değerleme yöntemi kullanılması halinde
finansman gider kısıtlaması da uygulanacaktır. Kısıtlama oranı üç aylık
dönemler itibariyle Maliye Bakanlığı'nca belirlenecektir. 1999 yılının birinci üç
aylık geçici vergi döneminde esas alınacak oran %8,50 dir.
· İhracat, yurt dışında
inşaat, onarma, montaj ve taşımacılık faaliyetinde bulunanların bu faaliyetlerinden
elde ettikleri döviz hasılatın %0,5'' oranında yararlanabildikleri götürü gider
imkanı geçici vergi açısından da geçerlidir.
YATIRIM İNDİRİMİ
UYGULAMASINDA DİKKAT EDİLECEK HUSUSLAR:
· Kazancın yetersiz olması
nedeniyle indirilemeyen tutar hariç "harcama yapılmadıkça" yatırım
indirimi uygulanmayacaktır.
· Fiilen yapılan harcama
tutarının önceki dönem gelir veya kurumlar vergisi beyannamesinde yararlanılan
öngörülen yatırım indirimine esas harcama tutarına kadar olan kısmı yatırım
indiriminden yararlanamayacaktır.
· Yıllık beyannamede kazancın
yetersiz olması nedeniyle yararlanılamayan "öngörülen yatırım indirimi"
de geçici vergi uygulamasında düşülebilecektir.
· Bir önceki yıl kazancının
yetersiz olması nedeniyle indirilemeyen yatırım indirimi tutarının, önceki yıllarda
fiilen yapılan yatırım harcamalarından kaynaklanan kısmı için, endeksleme yapılmak
suretiyle geçici vergi dönemlerinde yatırım indiriminden yararlanılabilecektir.
YENİ İŞE BAŞLAYAN, İŞİ
YENİ BIRAKAN VE TASFİYEYE GİREN MÜKELLEFLERDE GEÇİCİ VERGİ NASIL UYGULANACAKTIR?
· Yeni işe başlayan
mükellefler, faaliyete başladıkları tarihin içinde bulunduğu geçici vergi
döneminden itibaren geçici vergi ödemeye başlayacaklardır.
· İşin bırakılması halinde
ise işin bırakıldığı tarihi içeren dönemden sonraki dönemler için geçici vergi
beyannamesi verilmeyecektir.
· Ticaret siciline tescil edilerek
tasfiyeye giren kurumlar tasfiyeye girdikleri tarihi ihtiva eden geçici vergi dönem
kazançları üzerinden geçici vergi ödeyecekler bu dönemden sonra geçici vergi
beyannamesi verilmeyecektir.
· Birleşme ve devir hallerinde
olduğu gibi, geçici vergi beyannamesinden önceki bir tarihte kurumlar vergisi
beyannamesi veriliyorsa, dönem için ayrıca geçici vergi beyannamesi verilmeyecektir.
GEÇİCİ VERGİ HANGİ ORANDA
UYGULANACAK OLUP, NE ZAMAN NEREYE BEYAN EDİLEREK ÖDENECEKTİR?
· Geçici vergiye ilişkin kazanç
üçer aylık dönemler itibariyle ve kümülatif esasta hesaplanacak olup, geçici vergi
oranı gerçek kişilerde % 15, kurumlarda ise % 25' dir.
· Geçici vergi beyannamesi ilgili
olduğu üç aylık dönemi izleyen ikinci ayın 15' inci günü akşamına kadar bağlı
olunan vergi dairesine verilecek olup, aynı süre içerisinde ödenecektir.
· Örneğin, vergilendirme dönemi
takvim yılı olan bir kurumlar vergisi mükellefi Ocak-Mart dönemine ilişkin geçici
vergi beyannamesini Mayıs ayının 15' inci günü akşamına kadar bağlı bulunduğu
vergi dairesine verecek, ödenmesi gereken bir geçici verginin bulunması halinde bu
tutarı da aynı süre içerisinde ödeyecektir.
· Özel hesap dönemine tabi olan
mükelleflerde beyan ve ödeme her bir geçici vergi dönemini takip eden ikinci ayın 15'
ine kadar yapılacaktır.
GEÇİCİ VERGİNİN MAHSUBU
NASIL YAPILACAKTIR?
· Yıllık gelir ve kurumlar
vergisi beyannamesi üzerinden hesaplanan gelir ve kurumlar vergisinden ilgili hesap
döneminin üçer aylık dönemlerine ilişkin olarak ödenen geçici vergi mahsup
edilecektir.
· Mahsup işleminin yapılabilmesi
için üçer aylık dönemler halinde tahakkuk ettirilmiş geçici verginin mutlak suretle
ödenmiş olması gerekmektedir. Tahakkuk ettiği halde ödenmemiş geçici vergi mahsup
edilemeyecektir.
· Ödenmediği için mahsup
edilemeyen geçici vergi terkin edilecektir. Terkin edilen geçici vergi tutarına vade
tarihinden terkin edilmesi gereken tarihe kadar geçen süre için gecikme zammı
uygulanacaktır.
· Yıllık beyanname üzerinden
hesaplanan gelir ve kurumlar vergisinden fazla olduğu için mahsup edilemeyen tutar,
mükellefin diğer vergi borçlarından mahsup edilecektir. Kalan bir tutarın bulunması
halinde ise yıl sonuna kadar yazılı olarak başvurulduğu takdirde iade edilecektir.
GEÇİCİ VERGİ BEYANNAMESİNE
HANGİ BELGELER EKLENECEKTİR?
· Kurumlar vergisi mükellefleri
ile bilanço esasına göre defter tutan gelir vergisi mükellefleri geçici vergi
beyannamelerine sadece gelir tablosunu ekleyeceklerdir.
· İşletme defteri tutan
mükellefler işletme hesabı özeti ekleyeceklerdir.
· Serbest meslek kazanç defteri
tutan mükellefler ise serbest meslek kazancı bildirimini ekleyeceklerdir.
GEÇİCİ VERGİ EKSİK BEYAN
EDİLİRSE NE OLUR?
· Geçici verginin %10'u aşmayan
bir oranda eksik beyan edilmesi, ceza ve faiz uygulanmasını gerektirmeyecektir.
· %10'u aşan eksik beyanlarda,
aşan kısım için vergi ziyaı cezası ile gecikme faizi uygulanacaktır.
· Geçici vergi dönemleri için
Yeminli Mali Müşavir Tasdik Raporu gerekmemektedir. Ancak, kurumlar vergisi tasdikini
yapan Yeminli Mali Müşavir geçici vergi beyanlarının da doğruluğundan sorumlu
olacaklardır. Geçici vergi ile ilgili tespitlerine Kurumlar Vergisi Tasdik Raporunda yer
vereceklerdir.
|