Mükellef Diyorki..

Darbe falan değil başka bir şey..

15 Temmuz 2016... Dün gece, ülkemizin tarihine kara bir leke olarak geçti. Kimi senaryo diyor, kimi demokrasi kazandı diyor. Bu gün ile beraber ayrıntılar ortaya çıktıkça yaşananların vehametinin çok çok ciddi boyutlarda olduğu anlaşılıyor.

Darbeye yeltenenlerden başlayalım. 2007 e-muhtırasını saymazsak ülkemizde daha önce iki askeri darbe ve bir muhtıra ile mevcut hükumetlere yönetimden el çektirilmiştir. Bu darbelerin hepsi komuta kademesinde yüksek rütbeli ve TSK'nın nicel çoğunluğunu kısacası tüm erkini elinde bulunduran cuntalar tarafından gerçekleştirilmiştir.

Peki dünkü girişimde ne vardı? İlk girişimcilerin arasında Tuğgeneral rütbesinden yüksek rütbeli bir asker yok. Emrinde sayıca yüksek miktarda asker ve askeri araç bulunduran komutanlar yok. Bir düşünün. Bir gün önce bir Albay yanıma gelip "Ben yarın darbe yapacağım, boğaz köprüsünü iki tank ve elli asker ile tutacağım. Hava limanının girişine de iki tank koysam yeter. Cumhurbaşkanlığı'na da 13 er ve bir subay gönderip zapt edeceğim. İki f16 ve bir skorsky kaçırıp boş olan Tbmm binasını ve polise ait binaları bombalayacağım. Siyasilerin hiçbirisine dokunmadan üst kademedeki rütbelileri esir alacağım, Üstelik, rütbesiz askerleri kışladan çıkarırken tatbikata gidiyoruz diyerek kandıracağım." deseydi.
"Ulan bu kadar askerle böyle darbe mi olur?" derdim


Ama benim gibi bir sivil bile bu kadar askeri güç ile devletin zapt edemeyeceğini gördüğü halde bu paralelciler neden bu girişimde bulundular? Kim bilir belki de iki ay sonra yapılacak askeri şurada tasfiye edileceklerini bildikleri için "elimizde ne varsa deneyelim ya herro ya merro" demiş olabilirler...

Önceki darbelerde yapılan ilk iş siyasileri sabaha karşı, gidip hiçbir direnişe gerek kalmaksızın evlerinden almak, iletişimi sağlayan tüm kurumları zapt etmek ve tüm şehirlerde eş zamanlı olarak yönetimi ele geçirmekti. Dün gece sadece İstanbul ve Ankara'da sağı solu rastgele bombalayan can havli ile sivillere ateş açan darbe girişimi için komik sayılacak sayıda askeri araç ile ana arterleri tutmaya çalışan darbeci bile denemeyecek beceriksiz terörist bozuntusu cuntacılar vardı. Zaten topyekun bir darbe girişimi olsa biz vatandaş olarak bunu sabah öğrenirdik ve ilk andan itibaren tüm siyasiler televizyonlara bağlanıp "Darbe oluyor, loy loy loy..." diye ajitasyon yapacak fırsatı bulamazlardı. Zira kelepçeli ve göz altında olurlardı... Siyasilere dokunmadan yüksek rütbelileri hedef alan bir girişime olsa olsa TSK içinde bir iç isyan denebilir. O yüzden doblo ile tankın önüne çıkıp onu durdurdum zanneden gerizekalı arkadaşlara sesleniyorum. Siz siz olun saçma tahriklere gelmeyin. Çünkü o boğaz köprüsünde yatırıp kafasını kestiğiniz rütbesiz er oraya neden gittiğini bile bilmeyen emir altındaki bir anadolu çocuğu idi. Siz de şu askerlik yapıyor olsaydınız, gelen emirle silahı elinize alıp köprünün girişinde dikilecektiniz ve "Ne oluyor lan?" diye kendi kendinize soruyor olacaktınız.

Gelelim goygoycu siyasilere. Bu güne kadar devletin her aşamasına özellikle polis, yargı ve ordu içine sızması esnasında kardeşlik, yardım ve yataklık yaptığınız yapı için durmadan. "Bunlar bizi kandırdı, ühüü ühhüü" diye mağdura yatarken böyle bir hareketi beklemiyor veya önceden bilmiyor olduğunuzu düşünemiyorum. Zira "Suriye ile savaş çıkarmak kolay, gönderirim iki adam, oradan buraya attırırım iki füze" diyen bir istihbarat liderinin bu tarz senaryoları kurgulamayacağından kimse emin olamaz. Dervişin zikri fikri birdir, bilirsiniz.

O yüzden sivillere hedef gözetmeksizin ateş açan helikopterler ortada dolanırken. Önce "Bu ordu içinde küçük bir grup, rahat olun diğer emniyet güçlerimiz icabına bakıyor." deyip iki saniye sonra "Halkımızdan meydanlara çıkıp demokrasiye sahip çıkmalarını istiyoruz." demek ne yaman çelişkidir?

Basiretli bir yöneticinin ilk görevi halkını tehlikeden korumak olduğuna göre "Evlerinize gidin, emniyet güçlerimiz görev başında, kendinizi koruyun, dikkatli olun. " demesi gerekmez miydi? Şimdi bu saf ve inanmış halk da "En büyüğümüz bunu istiyor haydi meydanlara!" diyerek tankların önüne yatarken 161 insanımız hayatını kaybederken bunun vebalini kim taşıyacak?

Bu arada tankın önüne yatan kardeşim, bu bir darbe olsaydı ezip geçiverirdi seni o tank. Üstelik öyle bir iki tank değil yüzlercesi olurdu. O yüzden darbeyi ben engelledim diye düşünüyorsun ya hani.  Boş hamaset.. Sağduyulu asker ve emniyet güçlerimiz olmasaydı şu an asfalta yapışmıştın. Evet arkandan şehit diyeceklerdi ama unutma şehadet öyle kolay elde edilen bir mertebe değildir. Biz böyle ölenlere halk arasında  boş yere gitti zavallı  gitti diyoruz... Biraz ağır gelebilir bu sözler bazılarınıza ama şunu bilin ölü sayısı 161 değil 161.000 de olabilirdi. O askeri araç ve tanklar yeterli sayıda olup hedef gözetmeksizin yakıp yıksaydı bu sayı olurdu. Ama dünkü komik sayıdaki darbecilerin karşısında hiç sokağa çıkmasaydınız bu kadar can kaybı olmazdı ve o boş sokaklarda bu bir avuç darbeci çok kolay ele geçirilirdi. Ayak bağı oldunuz, daha fazla kaybına neden oldunuz ve içinizden bazıları işid mantığı ile kafa kesti, kırbaçladı içinizdeki vahşeti tüm dünyaya gösterdiniz. "Darbe iyi ki gerçekleşemedi." diye seviniyorum ama bu vahşetin ön plana çıkmasına, cesaret kazanmasına, palazlamasına, meşru görünmesine, tarikatların sokağa inmesine, Genelkurmay binası önünde zikir yapan sarıklı tiplerin türemesine ve Türk Askeri üniforması içindeki emir kulu ve rütbesiz bir ölü bedenlerin bu tiplerin elinde sürüklenerek götürüldüğü bir zamanı yaşamamıza üzülüyorum. Kahroluyoruz....

Allah bizi milli bilinçten birlikten uzaklaştırıp şucu bucu diye ayıran zihniyeti, fırsatını bulduğunda kendinden olmayanın kafasını kesecek zihniyeti, laik, demokratik, üniter devlet yapısını, başkanlık mavraları ile demokrasinin temeli üçlü sac ağayını sakatlamak isteyen padişahlık sevdalısı zihniyetiislah etsin... Gerçek demokrasinin -ama bazılılarının anladığı değil- gerçekten hakça yönetimin olduğu halkın içinden çıkan insanların halkı hak ile yönettiği, parti liderlerinin iki dudağı arasından çıkan vekillerin değil, gerçekten konusunda uzman, donanımlı, aydınlık ve vatansever vekillerin seçilebildiği bir demokratik sistemin özlemi ile... Geçmiş olsun Türkiye'm... Bundan sonra daha zorlu ve vahim bir süreç önümüzde. Lütfen uyanık olun, sağduyulu olun. Başımızdakiler gelip geçici. Biz milletiz, millet kalıcı.

Çocuklarınızı düşünün, geleceğimizi düşünün.

Sağduyulu olun. Sağlıcakla hoşça ve Dostça Kalın...

Medya Mükellef Haber Ajansı (MMHA)  16/07/2016