Yıl:30  Sayı: 316 EYLÜL 2011 Mükellef 

TÜRMOB ve 660 sayılı KHK

 23-24 Ekim 2010 tarihinde yapılan Türmob seçimlerinden bu yana tam bir yıl geçti. Mesleki örgütümüzün bir yıl içinde ekonomik mesleki ve sosyal kazanımlarımız açısından neler yaptığını mesleğe ve meslektaşa ne katkılar sunduğunu  ve katılımcılık açısından neler yapılması gerektiğini sizlerle paylaşmak istiyoruz.

23-24 Ekim 2010 tarihinde yapılan seçimli olağan genel kurulda İstanbul Odası başkanlığında kurulan Anti-Demokratik divan kurulunun her türlü entrika ve hileleri ile seçime sokulmayan grubumuz seçim sürecinde gerginlik çıkarmamak için her kurul için bir bağımsız aday göstererek seçimlere katıldı. Bunun sonucunda adaylarımız 77 oy alarak kurullarda temsil olanağı bulamadı. Divan kurulunun anti-demokratik ve hileci tutumuna karşı dava açma hakkımızı ise meslektaşlarımızdan gelen talep ile bu dönem için kullanmadık.  Bizim dışımızda seçim sonuçları ile ilgili dava açanlar bu davaları kazandılar ve yeni türmob kurulları bu şekilde oluştu. Biz Katılımcı muhasebeciler hareketi olarak iki neden ile dava açmadık,

  1. Bir genel Kurulun meslektaşlara maliyeti ortalama 500.000 dolar civarındadır. Bu maliyet meslektaşın cebinden çıkan bir bedeldir. Bu para Türkiye Koşullarında önemli ve ciddi bir miktardır. Bu bizlerin üç yıl yönetici olmasından önemlidir.
  2. Kendi dar grup amaçlarımız doğrultusunda genel kurulu iptal ettirmek. Mesleğe ve meslektaşa yarar sağlamaz.

 

Yukarıda belirttiğimiz iki temel neden ile  dava konusu yapmadık ve demokratik muhalefetimizi dışarıdan devam ettirme kararı aldık. Tüm meslektaşlarımız  grup olarak seçimlere katılma ile bağımsız olarak seçimlere girme arasındaki farkı biliyorlar.

Geçmişte kalarak bu haksızlığı sizlere sürekli anlatacak değiliz. Meslek mücadelesi meslektaşın ekonomik, sosyal ve demokratik talepleri doğrultusunda  devam etmektedir.

Bugün Türmob yönetiminde birbirinden gerçekte çok farklı olmayan iki grup temsil edilmektedir. Son bir yıl içinde  bürokratik devletçi vesayeti benimseme anlamında birbirlerinden farkları olmadığı gözükmektedir.

Genel Kurulun hemen akabinde  apar topar çıkardıkları ‘Denetim tebliğ’ ile 50.000’i aşkın meslektaşı rant kapısı ve yolunacak kaz olarak gören anlayış bu ucube taslak ile meslektaşın kanundan gelen ‘denetim’ hakkını yok ederek paralı ders ve sınav önermişlerdi. Buna karşı çıkan Katılımcı Muhasebeciler Hareketi Beş ilde ayrı ayrı meslektaşlarımıza bu tebliğin iptali için dava açılmasını  destekledi ve teşvik etti. Bu statükocu yönetim Başta savundukları ve destekledikleri ‘tebliği’ geri çekmek zorunda kaldılar. Sonradan ise sanki altında kendi yönetimlerinin imzaları yokmuş gibi bu ‘tebliğe’ sahip çıkmadılar.

Bu süreçten bizim çıkardığımız sonuç şudur;

  1. Mevcut Tümob yönetimi aldığı kararları mesleki tabana danışmadan aldığı için büyük ve affedilemez hatalar yapmaktadır.
  2. Kendilerinin taban dedikleri ortalama 15 yılı geçmiş oda ve Türmob yöneticileridir. Bunların önemli  bir kısmı (Profesyonel  yönetici oldukları için mesleki sorunları anlama ve çözme becerisinden yoksundurlar)
  3. Her işe kar mantığı ile baktıkları için meslektaşı müşteri olarak görmektedirler.

 

Türmob yönetimi geleceği tasavvur edememekte ve bu çerçevede geleceğe ilişkin proje ve plan yapamamaktadır.

Yeni TTK nın devreye girmesi sürecinde Denetim rolü  konusunda mesleki olarak öncü ve sürükleyici konuma geçememektedirler.

Şu anda söyledikleri tek bir şey var o da kendilerinin dahi içini dolduramadıkları sözüm ona adına ‘Kurumsallaşma’ dedikleri özellikle İstanbul Odası Başkanının sürekli tekrar ettiği ‘Meslektaşların Şirketleşmesi’ ve özellikle kendi hayallerinden geçen Mesleki Tekelleşmeyi önermektedirler.
Tekelleşmenin ülkeye, mesleğimize ve meslektaşımıza hiçbir yararı yoktur. Akademik mesleklerde tekelleşme aynı zamanda mesleki olarak bilgi ve uzmanlıkların zayıflamasını getirir. Çünkü akademik mesleklerin akademik kurallarının yanı sıra etik  ve sosyal kuralları da vardır. Tekelleşme bu etik ve sosyal kuralları yok eder.(ENRON olayı unutulmadı.)

Meslektaşların TTK nın yürürlüğe girmesi ile büyük yeni iş olanakları ‘Denetçilik’ yapacakları da abartılı söylemlerdir. Maliye Bakanlığı Verilerine göre ortalama  650.000 (Altıyüzellibin) LTD. 90.000 (Doksanbin) A.Ş. gözükmekte. Ülkemizdeki şirketlerin büyük çoğunluğunun aile şirketi ve geçmişte uygulanan Hayat Standardı nedeniyle sermaye şirketi oldukları bir gerçektir. Bu şirketlerin en az % 50 – 60 gibi bölümü bu nedenlerle kurulmuştur. Yeni TTK sürecine uyum sağlayamayan ve sağlayamayacak olan bu şirketler 1-2 yıl içinde tasfiye olacak veya yasal uyum çerçevesinde şahıs şirketlerine dönüşeceklerdir. Bu konudaki TÜRMOB girişimi olumludur.Geriye kalan 300.000 civarındaki LTD ve A.Ş ler ise Denetim kapsamında olacaklardır. YMM ler dahil 85.000 civarındaki meslektaşın bu pastadan ne pay alacağı çok net değildir. YMM ve SMMM lerin Denetim yetkileri  ve yetki paylaşımları konusunda ise TÜRMOB dan ses çıkmamaktadır. Bu süreç mesleki ayrışma sürecine yol açabilir. Bunu göz önünde bulundurmak gerekmektedir.

Tüm bu süreç mesleki kamuoyunda çok sesli olarak düşünülüp tartışılmaz ise önümüzdeki dönemlerde gerek Türmob içinde gerekse Gümrük ve Ticaret Bakanlığı ile meslektaşlar arasında ciddi sıkıntılara yol açacağı gözükmektedir.

Sonuç olarak TÜRMOB un önünde çok ciddi sorunlar bulunmakta. Mesleğin geleceği ile ilgili olarak sorunun parçası olmaktan çok sorunun çözümü noktasında olmak gerekmektedir.

Bu konuda da biz katılımcı muhasebeciler çözüm için elimizden gelen her şeyi yapmak istiyoruz. Bu nedenle bu düşüncelerimizi sesli olarak mesleki kamuoyuna duyuruyoruz.

(Not: Yukarıdaki bölüm 26 Ekim 2011 tarihinde kaleme alındı  ülke ve mesleki kamuoyu van depremi nedeniyle yayınlanması ertelendi)

 

 

(Bu bölüm 2 Kasım 2011 tarihinden sonra kaleme alındı .)

 660 sayılı KHK ile yeni bir döneme girmiş bulunmaktayız. ‘Kamu Gözetimi Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu’ (KGMSDK) bu nereden çıktı diye sormayın. Bu durum resmi muhasebe kurumlarının üzerine bir bomba gibi düştü. Bu kurumlar  TÜRMOB ve Odalar 660 sayılı KHK ile dernek statüsüne düşmüş bulunmaktadır. Bu aynı zamanda ‘20 yıllık statükocu bürokratik yönetimlerin mesleğimize katkılarıdır’. 20 yıldan bu yana kendi koltukları ve cepleri için uğraşan bu oligarşik yönetim meslek ve meslek mücadelesi için hiçbir çaba göstermediği için bugün gelinen noktaya gelinmiştir.

Bu KHK  neler getirmektedir amaçları nelerdir.

  1. Uluslar arası standartlara uyumlu TMS yi oluşturmak, yayımlamak.
  2. Bağımsız Denetimde uygulama birliğini, gerekli güveni ve kaliteyi sağlamak,
  3. Denetim standartlarını belirlemek,
  4. Bağımsız denetçi ve denetim Kuruluşlarını yetkilendirmek ve faaliyetlerini denetlemek,
  5. Bağımsız denetim alanında kamu gözetimi yapmak.

Olarak tanımlamıştır.

Bu bölümde tanımlanan amaçlardan önemli bir kısmı 3568 sayılı kanun çerçevesinde ve kanun çıkış gerekçesi ve türmob görev ve yetkileridir. Bu yasa türmob’u  baypas etme yasası olarak yerini almıştır. Bu sürece nasıl gelindiği ise 20 yıllık yöneticilerin ne kadar başarılı olduklarının kanıtıdır. 20 yıllık süreçte; Huzur hakları ve kendi ikballeri uğruna akademik mesleki alanda hiçbir görev yapmayan, (Kendi çevreleri için ücretsiz meslektaşlar için ücretli Beş yıldızlı ‘Tatil sempozyumlar’ ve ‘Kongreler’ hariç) bir yönetim sonucu bu duruma gelinmiştir.

Bu durum Devlet Denetleme Kurulu Raporlarına girmiştir. Türmob’a bağlı en büyük oda İstanbul SMMMO  Genel Kurul çalışmaları

Devlet Denetleme Kurulu Raporu 28.09.2009 Sayı:2009/6:

(İSMMMO, TESMER İstanbul Şubesi, Oda ve anılan Şubeye bağlı iktisadi işletmelerin

faaliyet ve mali karar ve işlemlerine ilişkin Oda Denetleme Kurulu raporlarında tüm işlem ve

kayıtların usulüne, mevzuata, standartlara uygun olduğu tespitine yer verilirken Maliye

Müfettişleri tarafından yapılan denetimlerde bazı hususlarla ilgili olarak aksi yönde tespit ve

değerlendirmelere yer verilmiştir. Aynı işlemlere ilişkin iki farklı denetim görüşü Odanın iç

denetim sisteminin niteliği hakkında tereddütler oluşturmaktadır. Denetim sonuçları

konusundaki farklılıklar Odanın iç denetim uygulamalarının çok sağlıklı olmadığını

göstermektedir.

Bu husus Genel Kurulda söz alan bir konuşmacı tarafından da dile getirilmiştir. Genel

Kurulda Çağdaş Muhasebeciler Değişim Hareketi adına mali raporlar üzerine söz alan Hasan

Akdemir Odanın mali tabloları hakkında tespit ve değerlendirmelerini ifade ettikten sonra “Şu

soruyu sormakta haksız mıyım; bizim denetim kurulumuz ne iş yapar? Şeffaf mali tablolar

hazırlayarak herkese örnek olması gereken İSMMMO bilançoları şeffaf ve meslektaşlarına eğitimini

verdiği muhasebe standart ve kurallarına uymuyor mu?” açıklamasını yapmıştır. Sayfa 804)

 

Yeni TTK nın uygulanması sürecinde UFRS(Uluslar arası Finansal Raporlama Standartları) ye geçişte amaçlanmaktadır. Bu çerçevede  UMS (Uluslararası Muhasebe Standartları) uyumlu TMS (Türkiye Muhasebe Standartları) ve TFRS (Türkiye Finansal Raporlama Standartları)’ye geçilmesi gerekmektedir. Bu alanda ise ciddi bir karmaşık ortam mevcuttur. Bizim tarafımızda Odalar ve Türmob bu konunun 1. derece sorumlusu olmasına rağmen her yıl düzenlenen  birkaç paralı ‘sempozyum’ dışında bu konularda akademik kurullar oluşturamamış ve bununla ilgili kesimleri bir araya getirememişlerdir. Uluslar arası kapitalist ekonomik sistemin halen yaşanan bu krizi  yakın zamanda Türkiye’yi de ciddi olarak etkilemesi beklenmektedir. Yunanistan, İtalya, Portekiz v.b. AB ülkeleri krizleri ve ABD ekonomik krizi bir süre sonra Türkiye’de etkisini gösterecektir. TC nin  gerek Dünya Bankasına gerekse İMF ve benzeri Kuruluşlara verdiği taahhüt listesinde Ekonomi uyum sürecinin temel etmeni olan denetim konusunda şu ana kadar ciddi adım atamamıştır. (Rosk Raporu ve DDK Raporu) ve TC uluslar arası kuruluşlara verdiği tahhüdü yerine getirememiştir. Bu olayın diğer bir yanı da bir tarafta SPK, bir yanda Türmob ve YMM odaları bir tarafta, maliye  ve bir tarafta yeni Gümrük ve Ticaret Bakanlığı  bu guruplar denetimi bir pasta olarak görüp buradan pay alma kavgasına girişmişlerdir. Bunun sonucu uygulama birliği oluşmamaktadır. Bu KHK ile bu uygulama birliği oluşturulmaya çalışılmaktadır.

TC  kapitalist ilk 20 ekonomi içinde yer almaktadır. Kapitalist uyum süreci çerçevesinde bu düzenlemelerin düşünülmesi gerekmektedir.

660 sayılı KHK  Tanımlar  madde 2 de

  1. Bağımsız Denetçi
  2. Bağımsız Denetim
  3. Bağımsız Denetim kuruluşu  tanımları yapmakta ve bu tanımlar ile 2499 sayılı SPK kanununda yer alan bu iş ve görevleri bu kuruma devretmektedir.

Yine bu maddenin  devam şıklarında;

1)       Kalite güvence Sistemi tanımlanmakta,

2)       Kamu yararını ilgilendiren kuruluşlar şu şekilde  belirlenmektedir;

·         Halka Açık Şirketler;

·         Bankalar,

·         Sigorta reasürans ve emeklilik şirketleri,

·         Faktöring şirketleri,

·         Finansman şirketleri,

·         Finansal Kiralama şirketleri,

·         Varlık yönetim şirketleri,

·         Emeklilik fonları,

·         İhraççılar v.b sermaye piyasası kurumları ile;

·         Faaliyet alanları, işlem hacimleri,istihdam ettikleri çalışan sayısı ve benzeri ölçülere göre önemli ölçüde kamuoyunu ilgilendirdiği için kurum tarafından bu kapsamda değerlendirilen kuruluşlar;

(Bu son bölüm kanımca TTK kapsamındaki Denetimleri kapsamaktadır)

Bu kanunun olumlu ve pozitif yönü ise Bu işleri yapacak kişilerin 3568 sayılı kanun çerçevesinde faaliyette bulunan  SMMM ve YMM ler den olmalarıdır.

Bu kurum TMS ve TDS  yi de (Uluslar arası Standartlara uyumlu bir biçimde) belirleme yetkisi almış bulunmaktadır. Bu durum TÜRMOB’un akademik kariyerinin sonudur. Bu duruma yol açanda ne yazık’ki  statükocu bürokratik yönetim anlayışıdır.

 Kurulun oluşumu ile ilgili kanunun 4 . maddesi 9 Kişilik yönetim öngörmekte ve bu dokuz kişilik yönetimin yalnızca 1 kişisi Türmob’dan dır. Bu ise Bakanlar Kuruluna önerilen iki isimden birini bakanlar kurulu atayacaktır denilmektedir. Bu durum yıllardır vesayete karşı çıkmayan anlayışın sonucudur.

660 sayılı KHK’nin 9 Madddesi. Kurulun görev ve yetkilerini tanımlamakta, sınav yetkisi, tescil ve disiplin ve etik kuralları belirleme ,sürekli eğitim kalite güvence sistemleri oluşturma da  bu kurula verilmektedir.

14. madde de tanımlandığı gibi kuruma bağlı 9 adet daire başkanlığı kurulmakta, anlaşıldığı kadarıyla her yönetici bir daireden sorumlu durumda olacak sonuç olarak TÜRMOB bu çerçevede bu KHK ile KGMDSK (Kamu Gözetimi Muhasebe ve Denetim Standartları Kurulu) nun bir alt dairesi durumuna gelmiştir.  20 yıllık yüksek vizyon ve misyon sahiplerini bu başarıdan ötürü kutlamak gerek)

Sonuç olarak bu KHK’ parlamento devre dışı bırakılarak adeta bir oldu bitti ile çıkarılmış bir yasadır. Bu yasa denetim alanındaki çok başlılığı azaltmayı ve bu alanı yeniden tanzim etmeyi hedeflemektedir. Bu yasa ile kimi  kurumların  SPK,BDDK, v.b kurumlar ile Türmob ve Gelir İdaresi (Maliye) arasındaki Muhasebe ve Denetim yönünden  uygulama bozuklukları giderilmeye çalışılmaktadır. Bu yasa bir hükümet tasarrufu gibi görülmekle birlikte  Dünya Bankası, İMF ve AB çerçevesinde yapılan uyum taahhütlerinin bir sonucudur.

Bu konuda tarihsel olarak görevli olan TÜRMOB’ ne yazıkki bu işlevi yerine getiremediği için (Dünya Bankası ROSC Raporu 2005 ve Devlet Denetleme Kurulu Raporu2009) Türmob açısından bir hüsran olup 20 yıldır görev alanların etik olarak istifa etmeleri gerektiği kanısındayız.

Bu kanun mesleğimizde 3568 sayılı yasanın çıkışından sonraki en önemli düzenlemedir. Bizler kanun koyucu değil uygulayıcılarız. Uygulayıcı olmamız bu tür kanunların özü hakkında görüş bildirmemizi engellememelidir. Demokratik bir ülkede yasalar çıkmadan ilgililerin görüşleri alınır.

Bugün şu söylem dünden daha önemlidir kanısındayız.

BAĞIMSIZ MESLEK DEMOKRATİK TÜRKİYE

 15.11.2011

S.Muhasebeci Mali Müşavir

Mustafa Coşkun