GÖRÜŞ
Şükrü Adil MÜRTEZAOĞLU 
Yeminli Mali Müşavir

 


HAYDİ DENETÇİLİK EĞİTİMİNE

2 Kasım 2011 tarihinde Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumunun Teşkilat ve Görevleri hakkında 660 sayılı kanun hükmünde kararname, üstelik bize sormadan bir gecenin sabahı çıkartıldı. Kanun Hükmünde Kararname birçok yetkiyi de üstlenerek, Türkiye Muhasebe Standartları kurulunu kapatarak yeni bir kurumla ansızınçıkıverdi.

Neden bize sorulmadığını düşünmek yerine sorulmadığı için sadece yakınırsak kimse bizi ciddiye almaz. Bunca yıldır mesleği yönetiyorsak, gene de meslekle ilgili konularda bizedanışılmazsa 20 yıldır ne yaptığımız konusunu düşünmeliyiz.Ne yapabiliriz gibi bir savunma kendimize olan saygımızı da yitirmemize sebep olacaktır. Artık bunu yapmayalım ve kendi mesleğimizde söz sahibi değilsek başarısız olduğumuzu kabul edelim. Ne olmadığımızı gizlemek yerine ne olduğumuzu bildiğimizde,başarısız olsak da samimi ve daha gerçekçi olacağız.

TÜRMOB TTK eğitimleri konusunda iyi işler yapmaya çalışıyor. Sınavsız eğitimlerden söz ediliyor ama bence yapılacak eğitimlerin sonunda meslek mensuplarının konu ile ilgili olarak ne kadar eğitilebildiğini görmek gerekir. Bir meslek mensubunu öğrenciymiş gibi eğitim sürecine sürekli olarak katılıp katılmadığını takip etmek gerekmez. Ayrıca bu eğitim sürecine katılmayacak, pas geçecek olanlara da bir fırsat vermek gerekir. Bu konularda eğitmenlerin bir bölümünden daha bilgili olan meslektaşların olduğuna da eminim. Ayrıca eğitimler girilmesi zorunlu görülebilecek ders saatleri tespit edilip bunun dışında internet aracılığı ile meslek mensuplarına gerekirse şifreli olarak direkt konusunda uzmanların video çekimleri ile soru cevap şeklinde ya da benim düşünemediğim, günün iletişim teknolojisinin olanakları ile daha iyi bir eğitim verilebilir. Böylece zaman kısaltılabilir, tekrar edilme olanağı ile eğitim kalitesi artırılabilir.

Ayrıca neden herkesi belirli bir süre eğitim almaya zorlamak gerekiyor. Neden bütün bu süreç sonunda sınav olmayacak bunları anlayamıyorum. Bu konuda meslektaşın kalitesinin tartışılmaması, ona güven ve bu mesleğin geleceği için bence sınav gereklidir. Eğer bir eğitim verilirse, sonucunda alınıp alınmadığını da kontrol etmek gerekir. Burada sadece sınavın kimler tarafından yapılacağı, bağımsız ve tarafsız olması çok önemlidir. Sanırım sınavı da KHK kurulu yapacaktır.

Bu sınavı staj sınavları ile karıştırmamak gerekir. Bu bir uzmanlık sınavıdır. Staj sınavı bizim ayıbımızdır. Üniversiteden mezun olmuş birçok sınava girmiş ve başarmış olan kişiye dur bakalım sen bırak Meslek Mensubu olmayı, staja girmeye layık mısın demek onur kırıcı değil mi? Ama hiçbiri defalarca sınavda başarısız olsa da bunu sorgulayamıyor. Bununla da kalmıyor.Stajyer olabilirsin denilen kişi bu kez de staj yapacak yer bulamıyor. Eş dost araya koyarak bazen ücret almadan staj zorunluluğunu tamamlıyor. Bunlar bizim ve daha çok meslek odalarının çözemediği sorunlarıdır.

Denetimin denetlenmesinin Meslek Kuruluşları dışında Bağımsız ( Gerçek Anlamda) bir kuruluşça yapılması bence de çok uygun ve akılcıdır. Denetlenen kurumun ağırlıklı olacağı örneğin SPK tabi şirketleri için ayrı, BDDK tabi olanlar için ayrı. denetim kurulları oluşturulabilir. TÜRMOB’dan bir temsilcinin de denetleyeni denetlemek için değil, denetleyiciyi denetleyenlerin varsa yanlış bakış açısını düzeltmek bakımından, denetlenenle ilgili durumu açıklayabilmek bakımından, yani savunmaamacıyla bulunması gerekir. Ama sadece denetçinin denetlenmesi açısından bu olmalıdır.

Denetçinin denetim yapacağı ve bunu nasıl yaptığı konusunda Denetleneceği standartların Uluslar Arası Genel Kabul görmüş ilkeler çerçevesinde meslek kuruluşunca yapılması gerekir. Zaten böyle bir kurul vardı. Neden kapatıldı bilmiyorum. Şimdi yerine KHK Kurulu dışında yeni bir Kurul kurmak gerekecektir. Denetleyen kurulun tersine, burada da 9 üye olacaksa en az 5 inin Meslek temsilcileri, 2 sinin işveren temsilcileri ve 1 er temsilci de Maliye ve Ticaret bakanlıklarından katılmalıdır. Bu yanlış düzeltilmelidir.

Aslında 01.10.2010 tarihinde yayınlanan TÜRMOB tebliği Kalite Güvence sistemi kısmını çok iyi anlayamamakla birlikte,geçici maddeler dışında oldukça iyi hazırlanmıştı. Geçici maddelerle SPK, BDDK gibi kurumlardan yetki almış denetçileri Lisans almaya hak kazandırıyordu. Oysa Denetim lisanslama sınavlarıA,B,C gibi 3 bölüme ayırmakta ve SPK, BDDK konularını zorunlu olmayan C gurubu lisans bölümünde açıklamaktaydı. Bence bu A ve B gurubu sınavını kazanmış olan SPK, BDDK Bağımsız denetim sertifikası sahipleri C gurubu lisansa sınava girmeden hak kazanır denilmeliydi. Yoksa kazanılmış bir haktan söz edilecekse YMM ler 3568 sayılı kanunla bu hakkın sahibi olmalıdır. Kalite Güvence sistemi ise bence dışarıdan Meslek odaları ve KHK Kurulunca oluşturulmalıdır.

TTK içinde yer alan denetim işinde büyük ölçüde pastanın görülen ve ağız sulandıran büyük kısmınınzaten Bağımsız Denetim Şirketlerinin elinde olduğu bilinmektedir. Özellikle yabancı bağlantılı şirketler. Zaten bu işe organize olmaları nedeniyle bizlere göre rekabette oldukça ileri mesafedeler. TÜRMOB Tebliğinde olduğu gibi kazanılmış hak gibi görülerek bu kurumlara yetki verildiğinde zaten bilinen paylaşım sistemi büyük ölçüde aynen yürüyor demektir. Açıkçası yeni şirketler kursak, eğitimleritamamlasak acaba durum farklı mı olacaktır diye düşünmekten kendimi alamıyorum.

Bu denetimin en önemli tarafı daha geniş kitleler için yapılıyor olmasıdır. Ortaklar, Yönetim, satıcılar, alıcılar, maliye, SPK, BDDK..sıradan insan v.s.  Yapılan iş de bir çeşit kamu görevidir. Eğitimler sonrasında denetime hak kazananlar sınavlı ya da sınavsız yetkilendirilsin. (Ancak BDDK ve SPK denetimleri TTK dışında ayrıca yapılacaksa, burada özel bir sınav olması ki olmalı, önceden yetki almış olanların bu sınavlardan muaf tutulması gerekir.)

Denetçi denilen TTK denetçileri, hiçbir şekildeiş alma aşamasında işverenlekarşı karşıya gelmesin. Karşılıklı olarak sözleşme yapmasın. Denetim işleri kurulacak bir kurulca merkezden yönetilsin. Sözleşmeyi de eğer gerekliyse bu kurul yapsın. Denetleme görevine debelli bir sıralama ile toplam denetim saatini hesaplayarak yeterli sayıda denetçiye dağıtsın.

Bunun bir sırası olabilir. Denetlemek zorunlu olmaz. Kabul etmeyenin sırası atlar. Hatta bence Bağımsız denetim şirketi kurmaya da gerek kalmaz. Kurulsa da içindeki denetçiler ayrı olarak sıralanır. Her işin denetim saati bir sözü edilen kurul tarafından belirlenir ve yeteri kadar denetçi 1-3 yıl için görevlendirilir. Denetçilerin standart çalışma saatlerini Meslek odaları bu güne kadar hala yapmadılarsa acil olarak tespit ederler.

Denetim standartları ve akışı daha önceden çıkartılmış yönetmelik ve yönergelerle belirlenmiştir. Bu arada eğer TÜRMOB ve LUCA işbirliği ile oluşturulacak veri tabanı ve küçük programlar da bu işte alt yapıyı sağlarsa ve Denetçilerin kullanımına açılırsa denetçiler bir araya gelmeden bile veri ve bilgi paylaşımı ile süreci sağlıklı bir şekilde tamamlayabilirler. Kurulacak altyapıda devletin de katkısı olması şarttır. Çünkü buradan bir fayda sağlamaktadır. Veri tabanı şirket bilgilerini ve önemli notları sonraki yıllara taşır. Böylece sonraki yıllarda görevli olacak denetçlerin işini kolaylaştırır. Meslek dayanışması sağlanır.

Ücretler, belirlenecek bir kurumya da görev dağıtan kurumun belirlediği banka hesaplarına yatar. Diğer hesaplardan ayrı bir hesapta denetlenmeye açık olarak ücretler ve dağıtılması buradan takip edilir. Ücretin küçük bir bölümü kurulacak veri tabanı için alıkonur. Ücretin % 70-75 gibi önceden belirlenmiş bir oranı,Stopaj yapılarak işi yapan denetçilere verilir. Kalanı diğer, hiç denetim yapmamış denetçiler arasında eşit olarak stopaj yapılarak kişi başına dağıtılır.

Benim aklıma gelen noterlerden örnek alarak çok yönlü düşünmeden ileri sürdüğüm bir görüş bu. Bundan daha iyi çözümler de bulunabilir. Ama hiç değilse denetçiye az da olsa parasal destek sağlamalı, denetçininişikaybederim korkusu olmamalı, işini çekinmeden yapabilmeli, işverenle sadece gerekli aşamalarda görüşmeli, bağımsız ve tarafsız olabilmelidir. Muhasebeden sorumlu meslektaşın da elinden gelen yardımı yapması, bu mesleği gerçekten güvenilir bir seviyeye çıkartmada katkı sağlaması gerekir.

 

Ş. ADİL MURTEZAOĞLU

HAYDİ DENETÇİLİK EĞİTİMİNE

2 Kasım 2011 tarihinde Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumunun Teşkilat ve Görevleri hakkında 660 sayılı kanun hükmünde kararname, üstelik bize sormadan bir gecenin sabahı çıkartıldı. Kanun Hükmünde Kararname birçok yetkiyi de üstlenerek, Türkiye Muhasebe Standartları kurulunu kapatarak yeni bir kurumla ansızınçıkıverdi.

Neden bize sorulmadığını düşünmek yerine sorulmadığı için sadece yakınırsak kimse bizi ciddiye almaz. Bunca yıldır mesleği yönetiyorsak, gene de meslekle ilgili konularda bizedanışılmazsa 20 yıldır ne yaptığımız konusunu düşünmeliyiz.Ne yapabiliriz gibi bir savunma kendimize olan saygımızı da yitirmemize sebep olacaktır. Artık bunu yapmayalım ve kendi mesleğimizde söz sahibi değilsek başarısız olduğumuzu kabul edelim. Ne olmadığımızı gizlemek yerine ne olduğumuzu bildiğimizde,başarısız olsak da samimi ve daha gerçekçi olacağız.

TÜRMOB TTK eğitimleri konusunda iyi işler yapmaya çalışıyor. Sınavsız eğitimlerden söz ediliyor ama bence yapılacak eğitimlerin sonunda meslek mensuplarının konu ile ilgili olarak ne kadar eğitilebildiğini görmek gerekir. Bir meslek mensubunu öğrenciymiş gibi eğitim sürecine sürekli olarak katılıp katılmadığını takip etmek gerekmez. Ayrıca bu eğitim sürecine katılmayacak, pas geçecek olanlara da bir fırsat vermek gerekir. Bu konularda eğitmenlerin bir bölümünden daha bilgili olan meslektaşların olduğuna da eminim. Ayrıca eğitimler girilmesi zorunlu görülebilecek ders saatleri tespit edilip bunun dışında internet aracılığı ile meslek mensuplarına gerekirse şifreli olarak direkt konusunda uzmanların video çekimleri ile soru cevap şeklinde ya da benim düşünemediğim, günün iletişim teknolojisinin olanakları ile daha iyi bir eğitim verilebilir. Böylece zaman kısaltılabilir, tekrar edilme olanağı ile eğitim kalitesi artırılabilir.

Ayrıca neden herkesi belirli bir süre eğitim almaya zorlamak gerekiyor. Neden bütün bu süreç sonunda sınav olmayacak bunları anlayamıyorum. Bu konuda meslektaşın kalitesinin tartışılmaması, ona güven ve bu mesleğin geleceği için bence sınav gereklidir. Eğer bir eğitim verilirse, sonucunda alınıp alınmadığını da kontrol etmek gerekir. Burada sadece sınavın kimler tarafından yapılacağı, bağımsız ve tarafsız olması çok önemlidir. Sanırım sınavı da KHK kurulu yapacaktır.

Bu sınavı staj sınavları ile karıştırmamak gerekir. Bu bir uzmanlık sınavıdır. Staj sınavı bizim ayıbımızdır. Üniversiteden mezun olmuş birçok sınava girmiş ve başarmış olan kişiye dur bakalım sen bırak Meslek Mensubu olmayı, staja girmeye layık mısın demek onur kırıcı değil mi? Ama hiçbiri defalarca sınavda başarısız olsa da bunu sorgulayamıyor. Bununla da kalmıyor.Stajyer olabilirsin denilen kişi bu kez de staj yapacak yer bulamıyor. Eş dost araya koyarak bazen ücret almadan staj zorunluluğunu tamamlıyor. Bunlar bizim ve daha çok meslek odalarının çözemediği sorunlarıdır.

Denetimin denetlenmesinin Meslek Kuruluşları dışında Bağımsız ( Gerçek Anlamda) bir kuruluşça yapılması bence de çok uygun ve akılcıdır. Denetlenen kurumun ağırlıklı olacağı örneğin SPK tabi şirketleri için ayrı, BDDK tabi olanlar için ayrı. denetim kurulları oluşturulabilir. TÜRMOB’dan bir temsilcinin de denetleyeni denetlemek için değil, denetleyiciyi denetleyenlerin varsa yanlış bakış açısını düzeltmek bakımından, denetlenenle ilgili durumu açıklayabilmek bakımından, yani savunmaamacıyla bulunması gerekir. Ama sadece denetçinin denetlenmesi açısından bu olmalıdır.

Denetçinin denetim yapacağı ve bunu nasıl yaptığı konusunda Denetleneceği standartların Uluslar Arası Genel Kabul görmüş ilkeler çerçevesinde meslek kuruluşunca yapılması gerekir. Zaten böyle bir kurul vardı. Neden kapatıldı bilmiyorum. Şimdi yerine KHK Kurulu dışında yeni bir Kurul kurmak gerekecektir. Denetleyen kurulun tersine, burada da 9 üye olacaksa en az 5 inin Meslek temsilcileri, 2 sinin işveren temsilcileri ve 1 er temsilci de Maliye ve Ticaret bakanlıklarından katılmalıdır. Bu yanlış düzeltilmelidir.

Aslında 01.10.2010 tarihinde yayınlanan TÜRMOB tebliği Kalite Güvence sistemi kısmını çok iyi anlayamamakla birlikte,geçici maddeler dışında oldukça iyi hazırlanmıştı. Geçici maddelerle SPK, BDDK gibi kurumlardan yetki almış denetçileri Lisans almaya hak kazandırıyordu. Oysa Denetim lisanslama sınavlarıA,B,C gibi 3 bölüme ayırmakta ve SPK, BDDK konularını zorunlu olmayan C gurubu lisans bölümünde açıklamaktaydı. Bence bu A ve B gurubu sınavını kazanmış olan SPK, BDDK Bağımsız denetim sertifikası sahipleri C gurubu lisansa sınava girmeden hak kazanır denilmeliydi. Yoksa kazanılmış bir haktan söz edilecekse YMM ler 3568 sayılı kanunla bu hakkın sahibi olmalıdır. Kalite Güvence sistemi ise bence dışarıdan Meslek odaları ve KHK Kurulunca oluşturulmalıdır.

TTK içinde yer alan denetim işinde büyük ölçüde pastanın görülen ve ağız sulandıran büyük kısmınınzaten Bağımsız Denetim Şirketlerinin elinde olduğu bilinmektedir. Özellikle yabancı bağlantılı şirketler. Zaten bu işe organize olmaları nedeniyle bizlere göre rekabette oldukça ileri mesafedeler. TÜRMOB Tebliğinde olduğu gibi kazanılmış hak gibi görülerek bu kurumlara yetki verildiğinde zaten bilinen paylaşım sistemi büyük ölçüde aynen yürüyor demektir. Açıkçası yeni şirketler kursak, eğitimleritamamlasak acaba durum farklı mı olacaktır diye düşünmekten kendimi alamıyorum.

Bu denetimin en önemli tarafı daha geniş kitleler için yapılıyor olmasıdır. Ortaklar, Yönetim, satıcılar, alıcılar, maliye, SPK, BDDK..sıradan insan v.s.  Yapılan iş de bir çeşit kamu görevidir. Eğitimler sonrasında denetime hak kazananlar sınavlı ya da sınavsız yetkilendirilsin. (Ancak BDDK ve SPK denetimleri TTK dışında ayrıca yapılacaksa, burada özel bir sınav olması ki olmalı, önceden yetki almış olanların bu sınavlardan muaf tutulması gerekir.)

Denetçi denilen TTK denetçileri, hiçbir şekildeiş alma aşamasında işverenlekarşı karşıya gelmesin. Karşılıklı olarak sözleşme yapmasın. Denetim işleri kurulacak bir kurulca merkezden yönetilsin. Sözleşmeyi de eğer gerekliyse bu kurul yapsın. Denetleme görevine debelli bir sıralama ile toplam denetim saatini hesaplayarak yeterli sayıda denetçiye dağıtsın.

Bunun bir sırası olabilir. Denetlemek zorunlu olmaz. Kabul etmeyenin sırası atlar. Hatta bence Bağımsız denetim şirketi kurmaya da gerek kalmaz. Kurulsa da içindeki denetçiler ayrı olarak sıralanır. Her işin denetim saati bir sözü edilen kurul tarafından belirlenir ve yeteri kadar denetçi 1-3 yıl için görevlendirilir. Denetçilerin standart çalışma saatlerini Meslek odaları bu güne kadar hala yapmadılarsa acil olarak tespit ederler.

Denetim standartları ve akışı daha önceden çıkartılmış yönetmelik ve yönergelerle belirlenmiştir. Bu arada eğer TÜRMOB ve LUCA işbirliği ile oluşturulacak veri tabanı ve küçük programlar da bu işte alt yapıyı sağlarsa ve Denetçilerin kullanımına açılırsa denetçiler bir araya gelmeden bile veri ve bilgi paylaşımı ile süreci sağlıklı bir şekilde tamamlayabilirler. Kurulacak altyapıda devletin de katkısı olması şarttır. Çünkü buradan bir fayda sağlamaktadır. Veri tabanı şirket bilgilerini ve önemli notları sonraki yıllara taşır. Böylece sonraki yıllarda görevli olacak denetçlerin işini kolaylaştırır. Meslek dayanışması sağlanır.

Ücretler, belirlenecek bir kurumya da görev dağıtan kurumun belirlediği banka hesaplarına yatar. Diğer hesaplardan ayrı bir hesapta denetlenmeye açık olarak ücretler ve dağıtılması buradan takip edilir. Ücretin küçük bir bölümü kurulacak veri tabanı için alıkonur. Ücretin % 70-75 gibi önceden belirlenmiş bir oranı,Stopaj yapılarak işi yapan denetçilere verilir. Kalanı diğer, hiç denetim yapmamış denetçiler arasında eşit olarak stopaj yapılarak kişi başına dağıtılır.

Benim aklıma gelen noterlerden örnek alarak çok yönlü düşünmeden ileri sürdüğüm bir görüş bu. Bundan daha iyi çözümler de bulunabilir. Ama hiç değilse denetçiye az da olsa parasal destek sağlamalı, denetçininişikaybederim korkusu olmamalı, işini çekinmeden yapabilmeli, işverenle sadece gerekli aşamalarda görüşmeli, bağımsız ve tarafsız olabilmelidir. Muhasebeden sorumlu meslektaşın da elinden gelen yardımı yapması, bu mesleği gerçekten güvenilir bir seviyeye çıkartmada katkı sağlaması gerekir.

Ş. ADİL MURTEZAOĞLU

D İ Ğ E R   Y A Z I L A R I

TTK İLE GELENLER VE YMM MESLEĞİ AÇISINDAN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ 21/09/2011
 
ŞİKE !
 Temmuz 2011

KURUMLARIMIZ CA  TÜKENMEZ KALEM MİYİZ ..?  Mayıs 2011

BAĞIMSIZ DENETİM MERKEZİ. İŞTE BU  Kasım 2010

ROTASYON  Ağustos 2010

SEÇİMLERDEN SONRA Temmuz 2010

GAYRİMENKULLERİN ELDEN  ÇIKARTILMASINDA GERÇEK KİŞİLER İÇİN VERGİLENDİRME Mayıs 2010

YMM’LERİN MALİYE İLE İLGİLİ SORUNLARI VE ÖNERİLER. Nisan 2010

YMM MESLEĞİNDEKİ DURUM  (Şubat 2010)