|
|
DEĞERLENDİRME |
|
Ahmet AKIN |
|
|
Yeminli Mali Müşavir |
|
EĞİTİMİN GÖZYAŞLARI Peki, nasıl oldu da Atatürk’ün Çağdaş Cumhuriyeti’nde imamların öğretmen olarak atandığı günlere geldik. Herşey bir Cuma sabahı tankların Kızılay’a çıkışıyla başladı. Türk siyasi tarihinin kara lekelerinden birisi olan 12 Eylül 1980 faşist darbesi kilometre taşı oldu. ABD’nin toplum mühendisleri öylesine etkili bir program yaptılar ki, “Netekim Kenan”a sadece uygulamak kaldı. Kolay bir iş değil kısa bir süre içinde altı yüz bin genci işkenceden geçirmek. 12 Eylül’ün devamında uluslararası sermayenin taleplerini karşılayacak siyasal bir düzenin kurulması da planın önemli bir parçasıydı. Bunun için lider zaten hazırdı. Benim memurum işini bilir ya da Anayasa’yı bir defa delmekle bir şey olmaz anlayışının iktidara gelmesi gerekiyordu. 24 Ocak Kararlarının mimarı, tonton, gözlüklü ve elinde kalemiyle, birkaç televizyon programından sonra hedefe ulaşıldı. Özellikle, eşinin elinde viski kadehi ile dolaşması da denge unsuru olarak görülüyordu. Ne de olsa o bir papatyaydı. “Netekim Kenan” tarafından filizlendirilen tarikat ve cemaatler, yeni iktidarla birlikte palazlandılar ve istedikleri gibi at oynatmaya başladılar. Öncelikli hedefleri eğitim kurumları ve ekonomik ranttı. Tarikat, siyaset ve ticaret birbirleriyle mutlu bir şekilde buluşmuşlardı. Tek yapmaları gereken şey ittifak içinde olmaları ve ortak çıkarlarını korumalarıydı. Otuz yıl çok çabuk geçti. Şimdi ektiklerini biçiyorlar. Artık, takiyye de yapmalarına gerek kalmadı. Ancak, göstermelik de olsa bazı işleri yapmaları gerekiyordu. Otuz yıllık zaman aşımı süresi dolduktan sonra, göstermelik olarak “Netekim Kenan”la ilgili iki defa ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası isteyen iddianameyi hazırladılar. Halbuki, “Netekim Kenan” onların varlıklarının muhtaç olduğu yolu açan kişiydi. Yoksulluk ve cehalet sanki kader gibi gösterildi. Türkiye, Avrupa Rüşvet ve Yolsuzluk Ligi’nde hızla birinciliğe yükseldi. Bu utanç tablosunu bizlere yaşatanlar da bu ülkenin okullarında ve üniversitelerinde okumuştu. Osmanlı’nın en kötü mirası olan cehalet ve eğitimsizlik bir keza daha toplumu ve Atatürk Cumhuriyeti’ni vuruyordu. Benim ilk okul dönemlerimde “Milli Eğitim”in aydınlık güler yüzü vardı. 1961 yılında Mersin İleri İlk Okulu’ndan mezun olan birisi olarak birkaç anımı sizlerle paylaştığım zaman, nereden nereye geldiğimizi daha iyi anlayacaksınız. Dile kolay tam elli yıl öncesinden bahsediyoruz. Ailemizin beş erkek kardeşi olarak hepimiz Mersin İleri İlk Okulu’ndan mezun olduk. Evimiz Mersin’in en köklü eğitim kurumlarından birisi olan Mersin İleri İlk Okulu’na çok yakındı. İkinci zilden sonra evimizden çıkar ve üçüncü zilde bahçemizdeki sıramızda yerimizi alırdık. En büyük abim başarılı bir öğrenciydi. Çocuk aklıyla okulu boş geçtiği birgünde, rahat rahat banyosunu yaparken kapının çalmasıyla birlikte okulun hademesi annemin karşısındaydı. Sınıf öğretmeni, abimi sırasında görmeyince görevliye derhal eve gidip durumu öğrenmesi talimatı veriyor. Evde sağlıklı bir şekilde yakalanan abim de tıpış tıpış okula gitmek zorunda kalıyordu. Bir başka yılda, ayağı kırılan kardeşimi, eğitimden geri kalmasın diye annem sırtında sınıfa kadar götürür ve sırasına oturttururdu. Okul bitişi ya annem gidip alır ya da okul görevlisi kardeşimi eve kadar getirirdi. Okul, öğretmen, öğrenci ve aile arasındaki bu birliktelik Türkiye’nin temel yapı taşını oluşturuyordu. Bugün gelinen noktada “Eğitim ağlamasın da kimler ağlasın”. Şair Betül Çakır’ın söylediği gibi:
Umut yaşamaktır, Umut var olmaktır, Umut yol almaktır, Umut
yürekliliktir.
09 Ocak 2012
KAMU GÖZETİMİ, MUHASEBE ve DENETİM STANDARTLARI KURUMU
21 Kasım
2011
YENİ ANAYASA HAZIRLANMASI HALKIN GÜNDEMİNDE YOK
31-10-2011 TÜRKİYE’DE EĞİTİM SİSTEMSİZLİĞİ ...26-09-2011 DIŞ POLİTİKADA DUYGUSALLIĞA YER YOKTUR ....19/09/2011 TOPLUMUN AYDINLATILMASINDA KÜLTÜR VE SANATIN ROLÜ ...09/09/2011
ŞİKAGO’DAN İZLENİMLER ...02/09/2011 YENİ TÜRK TİCARET YASASINI BEKLEYEN TEHLİKE 12/072011 AKP’NİN OY ORANI YÜKSELİRKEN MİLLETVEKİLİ SAYISI AZALDI 15/06/2011
İNADINA MHP
DİYENLER ÇOĞALIYOR...06/06/2011
YENİ TÜRK TİCARET
YASASINA GÖRE HAKSIZ REKABET KURALLARI
16/05/2011 CHP’nin AİLE SİGORTASI PROJESİ 15/04/2011 YENİ ANAYASA SÖYLEMLERİYLE TÜRKİYE’YE TUZAK KURULUYOR 28/03/2011
NEREDEN BULDUN SORUSUNUN SORULMAMASI RÜŞVET VE YOLSUZLUĞU KÖRÜKLÜYOR
07/03/2011
ANONİM
ŞİRKETLERDE YEMİNLİ MALİ MÜŞAVİR VEYA SERBEST MUHASEBECİ TURİZM, SPOR ve EĞLENCE SEKTÖRÜ BİRLİKTE DEĞERLENDİRİLMELİDİR 05 ŞUBAT 2011 KILIÇTAROĞLU FAKTÖRÜ....19 ocak 2011
TEK KİŞİLİK
ANONİM VE LİMİTED ŞİRKETLER GELİYOR !
19/01/2011 KÜRESEL EKONOMİK KRİZ DÖNEMİNDE MUHASEBE VE DENETİMİN ÖNEMİ 06 Aralık 2010 AÇILIM DİYE DİYE KAPANIYORUZ 29 KASIM 2010 CARİ AÇIK RİSK TAŞIYICI BOYUTLARA ULAŞIYOR 22 KASIM 2010 TÜRMOB’DA YENİ DÖNEM 05 KASIM 2010 YA SİYASET YA TÜRMOB 30 Ekim 2010
KEDİYE CİĞER EMANET EDİLMEZ
11Ekim
2010
DÖVİZ CİNSİNDEN OLAN AVANSLARIN DEĞERLEMESİ
25/082010
TÜRKİYE CUMHURİYETİ’NE
SALDIRILAR YOĞUNLAŞIYOR. 10/07/2010
TÜRMOB TA
DEĞİŞİM ZAMANI ..... 01/
06
/2010 |
|
|