Yıl:35  Sayı: 332 Haziran  2016 Mükellef 

DÜNYANIN İSTANBUL-UNDAN


Merhaba sevgili okurlar,

S
izleri dünyanın başkenti olmaya aday Dünya Kenti İstanbul’dan selamlıyorum. Evet, evet bazılarınızı da duydum, İstanbul’dan, trafiğinden, karmaşasından, hoşgörüsüzlüğünden, sahilleri kapsayan mangal dumanı ve kokusundan vs. vs. Dünya Kenti mi olurmuş diyebilirsiniz. Olur, olur bal gibi de olur. Boğazı, denizi, tarihi, kültürü, eksikleri olsa da İstanbul önemli bir kenttir. Dünya Kenti’dir. Ülkemizin de Altın Gerdanlığı, insan ve düşünce yapısının harmanlandığı -Ne ararsan var- denilebilecek şehridir. Her şeye rağmen -İstanbul yoksa Türkiye yok- gibidir.

İstanbul denince ekonomi, siyaset, moda, entelektüel ilişkiler, basın vb. olgular öne çıkar.İstanbul; şarkıları, şiirleri, şairleri, yazarları, gece yaşantısı ile de çok önemli. Eh bu kadar İstanbul reklamı yeter.

Dünyamız ise 7 milyar nüfuslu; açlık, savaş, sefalet, küresel ısınma, küresel kriz, doğa tahribatı ile uğraşan yaşam alanımız, ülkemiz de buna dâhil. Bir de mikro dünyamız var; işimiz, mesleğimiz, ekonomimiz, odalarımız, vergiler, SGK uygulamaları, bütün bunlar İstanbul’dan nasıl görünüyor ona bakacağız.

Mensubu olduğum mesleğimden, mesleğimin siyasetinden, ülke ekonomisine bakışımdan, vergiden, siyasetten, spordan, denizcilikten, kısaca ilgimin ve bilgimin doğrultusunda bütün bunlara İstanbul’dan bakışımı yazacağım bu köşede…

Herkesin söylediği cümleyi kurmayacağım, -eleştiriyi sevmem!!! Ben düşündüklerimi yazacağım, farklı düşünen varsa, o da cevap yazar olur biter.

Genel Ekonomiye bakışta, 2016’dan 2066’lara farklı bakış gerektiğini düşünüyorum. Geçenlerde Başbakan açıkladı; ülkemizin 5 bölgesinde devlet ekonomiye direkt müdahale edecek, fabrikalar kuracak, istihdam yaratacakmış… Eee nerede kaldı piyasa ekonomisi? Hani piyasa kendi koşullarını yaratırdı? Devlet fabrika mı işletirdi? Elini ekonomiden çeksindi, hatta elinde olanları da satsaydı ya, özelleştiriverseydi daha iyi olurdu. Yoksa devletin işlettiği kurumlar çiftlik olurdu.

Bunların sağı solu belli değil. Artık piyasa ekonomisinin de masaya yatırılması, kesinlikle devletin içinde olduğu Yeni Ekonomik Modellemelerin yapılması gerekiyor.

Zaten “Piyasacılara” şunu söylemek lazım: Bir yerde vergi varsa, gümrük varsa, ithalat-ihracat hükümet kararları ile yapılıyorsa, Devlet ekonominin tam ortasındadır. Bu nedenle de Devletsiz ekonomi olmaz, olamaz…

Görünen köy şudur ki; Kapitalizmin damarları daraldı, kalp spazmı geçiriyor, kriz hali olağan oldu, dünya yeni ekonomik modellemeler yapmalı.

Bu dünyaya İstanbul’dan bakışım böyle. Gelelim genel ekonomik dünyayı denetlediğini zanneden meslek mensuplarının dünyasına; kimse alınmasın denetlediğini zanneden diyorum çünkü şirketlerin çoğunda devlette olduğu gibi örtülü ödenek gerçeği var.

Zaten bir konuda örtülü bir durum varsa, orada gizleme var demektir. Gizleme de “Devlet sırları” hariç her zaman şüphe uyandırır öyle değil mi? Ee mesleğimizin özü şüpheye, araştırmaya dayanır değil mi? Peki nereye kadar?

Geçenlerde bir Yemini Mali Müşavir dostum ile sohbet ederken konu Tam Tasdik’e geldi ve Tam Tasdik’in “doğruluk” sorumluluğunu yüklediğini söyledi. Oysa yasadaki düzenleme tam da bunu söylemiyor olsa da; “300-400 işçinin çalıştığı bir yerde, bütün ücretler gerçek ve doğru değerinden mi gösteriliyor sence” dedi. Ben de hiç sanmam dedim. O halde neyi tasdik ediyoruz, bu doğrudur nasıl deriz diye devam etti. Bence de haklıydı.

Yeminli Mali Müşavirlik müessesesi, oluşumu ile görevleri ve yetkileri ile sorumlulukları ile yeniden masaya yatırılmalı, topluma anlatılmalı ve işimizin sadece “vergi ile sınırlı” olmadığı ifade edilmelidir.

Yeminli Mali Müşavirlik müessesesi, ülke ve Maliye Bakanlığı ile mükellefler için bulunmaz bir nimettir ve dünyaya örnek olarak verebileceğimiz önemli bir uygulamadır. Lakin yıpratıyoruz, zarar veriyoruz, ne olursa olsun arkasında durmuyoruz. Hata yapan 3-5 kişi için camiayı harcıyoruz. Bu davranış biçimi doğru değil. Bir YMM kolay yetişmiyor. Çok kolay YMM olunmuyor. Olanların kıymetini bilmek gerek diye düşünüyorum.

Hem Gelir İdaresi, hem de TÜRMOB bu konuda işbirliği içinde, ortaklaşa çalışarak yeni bir anlayışla durumu değerlendirmeli, 26 yıllık deneyimle yeniden düzenlemeler yapmalıdır. YMM’lerin de sadece YMM ortak paydasında buluşarak, hem meslek icra etmeleri hem de haksız rekabet yaratmamaları gerekir. Uluslararası denetim şirketleri ve bunlarla ilgili sorun ve düzenlemeler ise apayrı bir tartışma konusu ve bu konu bizi de aşar. Hükümet ve ekonomiye bakışla birlikte değerlendirilmesi gerekir. Tabi ki fikrim var da, yeri burası değil.

Tüm bu anlattıklarımın her aşamasından, hem tüm Odalar hem de TÜRMOB sorumludur.

Bir konuyu kamuoyuna anlatacaksak biz bireysel anlatamayız ki!!! En tepe organizasyonumuz olan TÜRMOB anlatsa iyi olur ancak, o da dayandığı ağırlıklı yapının SMMM olması nedeni ile YMM’leri azıcık göz ardı ediyor gibi.

Bu konuları ileriki yazılarımda daha detaylı işleyeceğim. Tabi ki birazda etki-tepki ile yeter ki demokratik kurallar içinde tartışabilelim.

En sonunda, en doğrusunu buluruz öyle değil mi?

Mutlu, huzurlu nice Bayramlar diliyorum.